• acıyor ki bir kalbin var

    Kırıntı doyurmaz, ziyafet de, ayaklarım yeşili özler. Kalbim acır, uyurum uyanırım. Bir hafta fena değildir, iki idare edilebilir, üç zaruret belki ama dört, dört çoktur işte. Üçe kadar hayalse, dört gerçektir. Dört, rakamların en uzunudur. Dört yerine ömür de denilebilir ve dört sonsuzluk işareti ile gösterilir. Işık yanmaz, yanılgıdır o. Gerçek, ışık sanılır, ışık gerçek.…

    devamı… →

  • yollarına baka baka

    yollarına baka baka

    Her şey daha dün kırıldı, oysa ne gençtim. Adımlarım arka dehlizle ön duman arasında beyaz büyük ipliklerin ardında diziliydi. Bir seferdik, yürüyüştük, düştük. Kim incitti içimdeki bu yaşamı, kim kırdı diz kapaklarımı, ruhumu, karaltımı. İnsanın gölgesi arkasından gelir, ya bu karaltı ne önümdeki? Bir düş görmüş sayılırdım, baktım ömrüm benden önce gidiyor. Kararım, kendi kutusundaki…

    devamı… →

  • bir mesrur düş, bir kadim keder

    Sanat bir düş müdür? yoksa bir keder midir? Sanatın niteliği sürekli aklımı kurcalıyor. Ortaçağ’ın sipariş ritüel ve dini resimlerinden gerçekçiliğe ve ötesine doğru bir yolda ilerlerken, bir diğer yandan gerçekçiliğin makinelerden ayrılan yanına yaklaşıyor ve yakınlaşıyoruz. Damien Hirst’in ölü hayvanlarla yaptığı çalışmalar sanat unsuru olarak milyon dolar ederken, video oyunların sokaklarında koridorlarında dolaşırken gördüğüm heykellere…

    devamı… →